Sosyal fobiler kendini pek çok şekilde gösterebilir. Yıllardır sahne alan Ayşe Hanım hala sahnede olmaktan, gözlerin üzerinde olmasından, hata yapacak olmaktan, kötü duruma düşmekten, imajının bozulmasından ve birçok şeyden deli gibi korktuğunu söylüyordu. Her programında sahne öncesi mutlaka alkol alıyor, almazsa sesi titreyecek herkes anlayacak diye korkuyordu. İşini çok sevdiği için buna yıllardır katlanıyordu ama yıllar geçtikçe içtiği alkolün dozu yetmemeye başlamış ve artırdıkça alkol bağımlılığı gelişmişti. Aslında alkol almayı hiç sevmiyordu ama almazsa öyle geriliyordu ki sahneye çıkması mümkün değildi, artık sağlığını da tehdit ediyordu. Dışarıdan bakıldığında sahneye çok yakışan ve çok güvenli görünen bu kişi aslında içinde güvensiz ve korkmuş bir kadını taşıyordu.

En çok neyden korktuğunu sorduğumda ise insanların gözünden düşmekten korktuğunu söylemişti. Böyle bir duyguyu ilk nerede hissetmiş olduğunu sorguladığımızda 7’inci sınıftayken çok güzel Türk müziği şarkıları söylediğini öğretmeninin her programa onu çıkardığını çok popüler olduğunu hatırladı. Bir gün müzik öğretmeni değişmişti. Yeni gelen müzik öğretmeni onun methini duymuş ve dinlemek istemişti. O gün pekiyi değildi. Öğretmenini çok sevdiği için ondan ayrılmak da üzmüştü onu. Önce söylemek istememiş öğretmeni ısrar edince söylemişti. Sesi çatallanmıştı. Öğretmeni bu kadar nazlanacak bir sesin de yokmuş abartmışlar seni deyince çok utanmıştı. Kıpkırmızı olmuş ve herkesin aynı düşündüğünü zannetmişti. O günden sonra şarkı söylemek insanların ona bakması hep huzursuz etmişti onu… O gün yaşadığı stresi boşalttığımızda ise Ayşe Hanım rahatlamış ve gevşemişti. Artık öyle hissetmiyorum, üzerimden sanki bir yük kalktı diyordu.

Fobi Nedir, Fobiler ve Stres

Fobiler ve korkular sık sık karıştırılır. Köpekten korkuyorum da diyebiliriz kopek fobim var diye de ifade edebiliriz. Eğer azgın bir köpeğin geldiğini gördüğünüzde kaçarak tepki verirseniz bu korkuya girer. Zaten bu durumda korkmamanız patolojik olabilir. Ama köpeğin varlığını düşünmek, görmek bile tepki vermenize yetiyorsa bu durumda fobiden söz edebiliriz. Yani aslında ortada gerçek bir tehdit yoktur ve biz onu tehdit olarak algılıyoruzdur. Karıştırılma sebebi aslında çok ilintili olmalarından kaynaklanır. Fobilerde hissedilen duygusal ve fiziksel tepkiler korkularda hissedilenden çok daha şiddetlidir ve kontrol edilemez. Korku oluşması için korku kaynağını yaşamak gerekirken, fobilerde bunu düşünmek bile yeterli olabilir. Tehdit kaynağı olarak aldığımız objeden, ortamdan hızla kaçmak, kurtulmak için yoğun olarak fiziksel ve duygusal tepkiler veririz.

Durumun farkındalığı ile anksiyete, depresyon içinde olan hastalarla çalışıldıkça, fobilerin insan hayatına neler yapabileceğini daha iyi anlayabiliriz. Evinden çıkamayanlar, okulunu bırakanlar, sosyal ortamlardan kaçanlar, yalnız kalamayanlar, onlarca katlı gökdelenlerde çalışıp hergün yürüyerek inen çıkanlar daha pek çok olumsuz örnek sayılabilir. Uçak fobileri, hayvan fobileri, sosyal fobiler, klostrofobiler, yükseklik fobileri gibi hepimizin bildiği fobiler olduğu gibi kişiye özel fobilerde gelişebiliyor. Örneğin oyuncak bebek fobisi olan hastanın işyerinin yuva olduğunu düşünün, ne derece zorlandığını tahmin bile edemezsiniz.

Fobiler paylaşılabilir. Aynı aile bireylerinden birinin yaşadığı fobinin bir diğerini de etkilediğine çok rastlanır. Bu yüzden çalışırken bunu sorgulamak gerekir. Kişinin düşünsel ve duygusal stresi paylaşması, bir de olumsuz bir tecrübe yaşandıysa dört dörtlük bir fobi gelişmesi için zemin hazırlar.

Anı yaşarken ölecek kadar heyecan hissedilir, nefesi kesilir, kalbi çarpar.

Soluğunun kesildiğini hisseder, aklından geçenleri yakalamak mümkün değildir. O ana ait tüm hissedilen tarifsiz bir duygudur. Oysa duyguyu analiz ettiğimizde altındaki düşünceye veya yaşanmış stres kaynağına ulaşmamız mümkündür. Sadece korkuyorum diye başlayan duygu, aslında korkunun kaynağına kolayca götürür bizi.

Fobiler en rahat çalışabilinen hastalıklardır, çünkü stres kaynağına ulaşmak çok daha kolaydır. Kişi fobi kaynağını düşündüğü anda bedende var olan stres tepkimelerini işitsel, dokunsal, görsel uyaranlar göndererek mevcut stres blokajlarını çözebiliriz. Bu yüzden başarı oranı çok yüksektir. Stresi çözümleyerek kişiyi yeniden hayat kalitesine kavuşturabiliriz.

ÇALIŞTIĞIM PEK ÇOK HASTADA ALDIĞIM OLUMLU SONUÇLARLA RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM FOBİLERLERDEN KURTULABİLİRSİNİZ. YENİDEN HAYATIN İÇİNDE OLABİLİRSİNİZ.

İletişime Geç

İyileşme, hasta ile hekimin ilk görüştüğü andaki güven ile başlar.

ADRES: İstanbul
TEL: 0 506 603 9089
E MAIL: drasumanyeni@gmail.com

Bizi Takip Edin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir