Asansörde yaşananlar da klostrofobi benzeri duygulardır. Fobik kişiler asansörden çıkamayacağım, asansör bozulacak, kapı açılmayacak, havasız kalacağım, asansör düşecek, yaralanıp öleceğim gibi düşüncelerle panik yapıp kalp çarpıntısı, nefes alalamama, terleme yaşarlar. Panik çok yüksek olduğu için bağırmaya haykırmaya başlarlar. Biran önce çıkmak isterler, daha çok kapalı alan korkusu yaşayan kişilerde, beraberinde bu fobi de gelişebilir. Fobili kişilerde yaşanmış bir asansörde kalma veya bir yerde mahsur kalma öyküsü çoğunluktadır. Mahsun’da da böyleydi.

Mahsun 20’li yaşlardaydı. Uzun boylu iri yarı bir gençti. “Hiçbir şeyden çekmedim şu asansörlerden çektiğim kadar” diyerek esprili bir giriş yapmıştı. Gülüyordu ama bir gerginlik vardı gülüşünde. Biliyorum siz şimdi koca adam neyinden korkuyorsun diyeceksiniz. Zaten herkes dalga geçiyor benimle. Bende dalga geçiyorum kendimle, en son bir plazanın üst katında iş görüşmem vardı, adresi alınca gitmekten vazgeçtim. 17. kattaydı. Merdivenden yürüsem zaten yolda nefesim yorgunluktan çıkardı. Asansöre binsem korkudan kesilirdi. Gidemedim. herkes dalga geçti, napayım korkuyorum, ya çıkamazsam içinde kalırsam diye düşününce acayip tırsıyorum. Ağlamak istiyorum diyordu. N’olur sanki en fazla biraz beklerim, sonra nasılsa biri gelir, kurtarır beni biliyorum ama içine girince öyle hissetmiyorum. Beş dakika da kalsam çok zor olacak diye hissediyorum. Nefesim kesilecek gibi oluyor. Önceden böyle değildim bu yeni oldu dedi.

Mahsun’un yaşadığı asansörde kalma veya kapalı kalma gibi bir anısı yoktu. Seyrettiği veya okuduğu bir şeyde yaşadığı böyle bir duygu hatırlamıyordu. Sorgulamamıza rağmen bir şey çıkmamıştı. Duyguyu yaşaması için asansöre bindiğimizde rengi attı ve inmek istedi. Kendini iyi hissetmemişti. Sanki öldüm bile gibi geliyor dedi. Ölümden korkup korkmadığını sorduğumda, aslında korkmuyorum zannetmiştim ama geçen yıl babam kalp krizi geçirdi. Onu beklerken asansöre bir sedye ile bindim. İçinde ölen biri vardı. İlk kez o zaman korktum ölümden, ya bende ölürsem diye düşündüm, ölünce her şey bitecek kaçış yok, bir daha nefes alamayacağım diye düşündüm dedi. Evet, farketmeden olayı da hatırlamıştı. Asansörde hissettiği ölüm duygusu asansör korkusu olarak yerleşmişti bedenine. Artık sadece o ana gidip o duyguyu boşaltmak kalmıştı. Yarım saat sonra artık bu duygudan arınmış özgür bir Mahsun’du.

Fobi Nedir, Fobiler ve Stres

Fobiler ve korkular sık sık karıştırılır. Köpekten korkuyorum da diyebiliriz kopek fobim var diye de ifade edebiliriz. Eğer azgın bir köpeğin geldiğini gördüğünüzde kaçarak tepki verirseniz bu korkuya girer. Zaten bu durumda korkmamanız patolojik olabilir. Ama köpeğin varlığını düşünmek, görmek bile tepki vermenize yetiyorsa bu durumda fobiden söz edebiliriz. Yani aslında ortada gerçek bir tehdit yoktur ve biz onu tehdit olarak algılıyoruzdur. Karıştırılma sebebi aslında çok ilintili olmalarından kaynaklanır. Fobilerde hissedilen duygusal ve fiziksel tepkiler korkularda hissedilenden çok daha şiddetlidir ve kontrol edilemez. Korku oluşması için korku kaynağını yaşamak gerekirken, fobilerde bunu düşünmek bile yeterli olabilir. Tehdit kaynağı olarak aldığımız objeden, ortamdan hızla kaçmak, kurtulmak için yoğun olarak fiziksel ve duygusal tepkiler veririz.

Durumun farkındalığı ile anksiyete, depresyon içinde olan hastalarla çalışıldıkça, fobilerin insan hayatına neler yapabileceğini daha iyi anlayabiliriz. Evinden çıkamayanlar, okulunu bırakanlar, sosyal ortamlardan kaçanlar, yalnız kalamayanlar, onlarca katlı gökdelenlerde çalışıp hergün yürüyerek inen çıkanlar daha pek çok olumsuz örnek sayılabilir. Uçak fobileri, hayvan fobileri, sosyal fobiler, klostrofobiler, yükseklik fobileri gibi hepimizin bildiği fobiler olduğu gibi kişiye özel fobilerde gelişebiliyor. Örneğin oyuncak bebek fobisi olan hastanın işyerinin yuva olduğunu düşünün, ne derece zorlandığını tahmin bile edemezsiniz.

Fobiler paylaşılabilir. Aynı aile bireylerinden birinin yaşadığı fobinin bir diğerini de etkilediğine çok rastlanır. Bu yüzden çalışırken bunu sorgulamak gerekir. Kişinin düşünsel ve duygusal stresi paylaşması, bir de olumsuz bir tecrübe yaşandıysa dört dörtlük bir fobi gelişmesi için zemin hazırlar.

Anı yaşarken ölecek kadar heyecan hissedilir, nefesi kesilir, kalbi çarpar.

Soluğunun kesildiğini hisseder, aklından geçenleri yakalamak mümkün değildir. O ana ait tüm hissedilen tarifsiz bir duygudur. Oysa duyguyu analiz ettiğimizde altındaki düşünceye veya yaşanmış stres kaynağına ulaşmamız mümkündür. Sadece korkuyorum diye başlayan duygu, aslında korkunun kaynağına kolayca götürür bizi.

Fobiler en rahat çalışabilinen hastalıklardır, çünkü stres kaynağına ulaşmak çok daha kolaydır. Kişi fobi kaynağını düşündüğü anda bedende var olan stres tepkimelerini işitsel, dokunsal, görsel uyaranlar göndererek mevcut stres blokajlarını çözebiliriz. Bu yüzden başarı oranı çok yüksektir. Stresi çözümleyerek kişiyi yeniden hayat kalitesine kavuşturabiliriz.

ÇALIŞTIĞIM PEK ÇOK HASTADA ALDIĞIM OLUMLU SONUÇLARLA RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM FOBİLERLERDEN KURTULABİLİRSİNİZ. YENİDEN HAYATIN İÇİNDE OLABİLİRSİNİZ.

İletişime Geç

İyileşme, hasta ile hekimin ilk görüştüğü andaki güven ile başlar.

ADRES: İstanbul
TEL: 0 506 603 9089
E MAIL: drasumanyeni@gmail.com

Bizi Takip Edin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir